Bodrum harika bir yarış oldu.

Hiçbir sorun yaşamadım. Bir tek işte Mert’in (Yudulmaz) kazasına üzüldük. O etap ta iptal oldu. Oysa her şey harikaydı. Bodrum’u da çok sevdiğim ve yerim olduğu için daha da bir hoş oldu. Etaplar çok güzeldi. Organizasyonda bir doktor eksikliği dışında herhangi bir aksilik olmadı. Gayet güzel limanı açtılar seramonik starta. Bodrum’da bir tek servis alanını uygun bulmadım. Aslında otobüs garajının arkasında bir sürü boş alan var, beton zeminli. Buradan da söylüyorum, orası yapılabilir, gayet de rahat olabilirdi. Çok da büyük alan ve de rahat olurdu. Bu sezon her şey tem da istediğimiz gibi gidiyor derken, historikler çok azaldı, hatta yok gibi, bir tek o üzüntü. Onu çoğalmak için yine bir şeyler yapıyoruz. Başkalarını spora katmaya, heveslendirmeye çalışıyoruz, bilhassa Klasik Otomobil Kulübü’nden. Ama işte pek niyetli çıkmıyor. Biz de işte eski zamanında yarıştığımız veya yarışamadığımız o gün için otomobillerle bugün bu yaşta keyfini sürüyoruz.

Bence Bodrum’da genel klasman rekabeti çok iyiydi. Volkan mekanikten kaldı. Özellikle üst sıralardaki gençlere bakıyorum, halen hayret ettiğim bir şey şu, ki ben her iki spec otomobili de çok iyi biliyorum, Rally3’lerle Rally2’leri geçmesi ilginç. Ali’nin diğer rakiplerini çok daha iyi arabalar olmasına rağmen geçmesi, bana çok enteresan geliyor. Ya Ali çok süratli ya da diğerleri çok yavaş. Bunun başka bir izahı olamaz. Bursa Rallisi öncesi bizim cephemizde yeni bir şey yok. Aynı setuplarla, aynı motor, aynı şanzıman devam ediyoruz. Ufak tefek yağ bakımları dışında, birkaç da egzozda vurduğum yerler vardı. Garajda onları hallettiler. Geriye hiçbir sorun kalmadı. Bursa Rallisi için kayıtları bilmiyorum, dediğim gibi ben klasmanın üst sıralarındaki gençleri merak ediyorum. Onlar ne olacak diye, çünkü bizde durum aynı; ilk 30’da gidersek, ilk 20’ye girersek çok iyi! Biz genel klasmanda hangi otomobilleri geçebilmiş, hangi otomobilleri geçememişiz onlara bakıyoruz. Aslında sezona Opel ile başlayacaktım. Fakat aksilikler oldu, artık Eylül’deki yarışlarda herhalde Opel’im devreye girer, onunla devam ederim. Niyetim sezonu Opel’le bitirmek. Bursa, İstanbul’a yakın ve rahat bir şehir. İyi tarafı çabuk gidecek ve çabuk döneceğiz, bizim için yarı memleket te sarılırız orası, çok gidip geldiğimizden dolayı. Bakalım Bursa’da neler olacak.

İlk iki ayak sonrasında şampiyonayı Ford Cstrol Türkiye domine ediyor yine. GP Garage ve Tokspor peşinden gidiyorlar. GP Garage’ın çok otomobili olmasına rağmen, Ümit Can hala bir istediğim noktaya gelemedi. Tokspor’da da iki sporcumuz var, onlar da çok değerli insanlar. Onlar da yavaş yavaş yukarı doğru taşıyorlar. Parkur ise çok konservatif bir takım. Kerem, Ercan’ın kontrolünde ve Atölye Kazaz diye garajları var. Parkur’da yarışan Kerem’le ben varım. Kerem Tosfed Kupası’nda. O da bir talihsizlik yaşadı son iki yarışta ve O’nun için çok kötü oldu, aslında onun Tosfed’de başa gitmesi lazım. Ben Historik’te başa gidiyorum ama zaten doğru dürüst bir rakip yok. Historik’te lideriz ama yine de belli olmaz, ralli bu. Türkiye’de zaman içinde hiç birinci olmadan şampiyon olan da olmuşştu. Bursa’de tek negatif durum kalabalık trafik. Şehir içi trafiği, Uludağ trafiği. Hele bir de hafta sonu olduğu zaman, Uludağ’da çeşitli etkinlikler oluyor. Trabzonluların gününü unutamam. Silahlar bellerinde niye geçiyorsunuz buradan diye bağırıyorlardı. Halbuki orası etaptı. Adamlar da valilikten izin alıp çıkmışlardı kırlık yere. Ben rallide toprak parkuru daha çok seviyorum, her bakımdan. Toprak ise kalmadı gibi, ancak İstanbul ve Kocaeli çevresi, Kocaeli ağırlıklı, toprak yerimiz kaldı ama bulunabilir yani çok yerler var. Anadolu’da da var, Trakya’da da var. Ama tabi orada da konaklama sorunları, servis sorunları çıkıyor, yoksa yol bol.

Rallikros şampiyonasının bu sezon olmamasına ise rezillik diyorum. Bu çok kötü bir durum diye yorumluyorum. Olmaması gerekir, hayretle karşılıyorum. Otomobilim hazır. Baktım bir şey olmayacak, aldım Çerkezköy’e götürdüm. Bursa’da duruyordu, her şeyiyle hazırdı ama Astra’yı fabrikaya götürdüm. Ascona’m tamamladıktan sonra benim için ikinci etap başlayacak çünkü Eylül’den sonraki yarışlarda onlarla girmeyi düşünüyorum. Sonrasında ise asıl bu sene Galant VR4’e başlayacağız. Renç’in (Koçibey) otomobiline. Yine Parkur’da yapacağız. Şu anda kasası yapıldı, boyası bitmek üzere. Her şey gelecek, takılacak, sanırım bu seneye yetişmez. Bu sene Opel’le devam ederiz. Zamanında Evo 9 da kullandım. Çok da iyi gittik. Hatta iki tane Evo 9’um oldu. Bir tanesi Kerem’den, bir de Öğül Orhan’dan aldığım iki tane gerçek RS’im oldu. Bir tanesini Hakkı Ağaoğlu’nda sattım. Bir tanesini de aslında satmak istemiyordum, Öğül’den aldığımı ama Cem Alakoç çok ısrar etti. Ona verdim. O da onda başarılı olamadı. Öyle bir durum oldu. Aslında Evo 9 çok iyi, benim için ise çok rahattı. Hatta ilk yarışta startta ALS’yi kullanmayı Halit Avdagiç öğretti bana. Hiç daha ALS otomobil kullanmamıştım ve nasıl çalıştığını dahi bilmiyordum. İstanbul Rallisi’nde Evo’yla Genel klasman 3’ncüsü olmuştum. Sonraki yarışta da Özden’le girdik, uçtuk. Kopilotum rahatsızlandı. Özden ise notu kombine okuyor. Ben, önümdeki virajı unutup tekrar soran adamım. Öyle beşlik kombine olunca uçtuk Evo’yla aşağıya. | 22 Nisan 2024 : 13.00

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*